RABBİNİ BİLİR MİSİN?
Üç gün üstü üstüne, hiç yemek yememişti,
Dördüncü gün evinden, bir çıkayım demişti.
Yolda altın bir para, ilişti gözlerine,
(Birinden düşmüş) diye, almadı onu yine.
Sonra baktı bir koyun, geliyordu ilerden,
Ağzında altın para, gelip durdu âniden.
“Başkasınındır” diye, ona ilişmemişti,
Koyun dile gelerek, ona şöyle demişti:
“Senin kulu olduğun, Allahın kuluyum ben,
Rabbinin gönderdiği, bu rızkını al hemen.”
Aldı Veysel Karânî, o altını mecbûren,
Sonra baktı o koyun, kayboldu göz önünden.
Buyurdu ki: “Allah’ı, tanırsa biri şâyet,
Gizli kalmaz dünyâda, hiçbir şey ona elbet.
Yüksekliği aradım, baktım tevâzûdadır,
Başkanlığı aradım, gördüm nasîhattedir.
Kim ki şeref ararsa, sarılsın ibâdete,
Kim zenginlik ararsa, tutunsun kanâate.”
Geldi Veysel Karânî, Medîne beldesine,
Girdi Resûlullah’ın, mübârek türbesine.
Görünce o türbeyi, bayılıp düştü yere,
Kendine geldiğinde, dedi ordakilere;
“Götürün burdan beni, bu yerde yaşıyamam,
Ben bu yerde olursam, hayattan tad alamam.
Allah’ın Resûlünün, medfun olduğu yerde,
Benim hayatta olmam, yakışır mı edebe?”
meryem demiş ki,
Mayıs 21, 2007 7:53 pm
BU ŞİİR O KADAR GÜZEL Kİ BUNU YAZANDAN ALLAH RAZI OLSUN HERŞEYE BEDEL YAZMIŞ…….
hakan demiş ki,
Haziran 6, 2007 10:41 pm
• 28/10/2006 – Diyanet Fitresi ve Fitnesi
Diyanet Fitresi ve Fitnesi
“Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.” (Casiye 18)
“Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” (Ahzab 36) ayetleri gibi birçok mübarek ayetlere iman etmiş biri olarak biliyoruz ki hayatı, ahkâmı bölümlere parçalara ayırarak özel kurumlara tahsis etmek İslam hukukunda olmayan bir şeydir.
Ancak “kitabın bir bölümünü kabul bir bölümünü inkâr” tarzında dinin bir kısmını işleve sokup bir kısmının işlevsiz kalmasına yardımcı olmak ya da göz yummak için var edilen Diyanet bu yılda Fitre miktarını resmi olarak açıkladı. Fitre miktarı asgari 4,5 YTL olarak ilan edildi. Evet, bu miktar gerek fıkhi gerekse örfi olarak meşru bir asgari miktardır. Çünkü fitre miktarındaki maksat; bir kişinin iki öğün karnını doyurabilmesidir. Ahlaken ve takvaen akl-ı selim bir mü’min’e fitre verirken kendi hayat standartlarını gözetmesi tavsiye edilir. Zira kendi hayat standartlarında iki öğün yemeğini ortalama 10 YTL sarf ederek karşılayan birinin 4,5 YTL üzerinden vermesi fıkhen meşru ise de, yaratılış ve varlık sadakası olarak belirlenen fitrenin reel ölçülerde verilmesi ruh yüceliğine dalalettir.
Evet, bütün bunların Diyanet ile alakası nedir? Alakası şudur: Diyanetten gelen açıklamalar fetvalar arşiv gözetilerek gözden geçirilirse görülecektir ki; halkın yararına gibi gözüken birçok fetva ve açıklamanın aslında Allah-u Teâla’nın insanoğluna bağışladığı temel hak ve özgürlüklerle alakasının olmadığıdır. Halk adına varmış gibi gözüken ama mazlum halkın mağduriyetini görmezden gelip fetvada sermayenin ve rejimin menfaatlerini gözetici bir tutum sergilediği usullü bir tahkikle ortaya çıkacaktır. Bu minvalde diyanetin açıkladığı asgari fitre miktarından yola çıkarak asgari bir geçim standardı belirlersek söylemek istediğimiz daha net anlaşılacaktır. Asgari fitre 4,5 YTL olarak açıklandı. Bu rakamda fıkhi ve örfi bir sorun olmadığını yazımızın başında ifade etmiştik. Sorun diğer cihette. Şöyle ki; bu 4,5 YTL rakamına göre bir kişinin asgari gıda rakamı aylık 135 YTL, geçim standartlarında farz edilen rakama göre dört kişilik bir ailenin aylık asgari gıda gideri: 540 YTL’dir. Bu ailenin kira, elektrik, su, yakıt, giyim kuşam v.s gibi giderleri de hesap edilirse rakam en az 1000 YTL’yi bulacaktır. Sözde din kurumu(!) olarak var olan Diyanet fitre açıklamasını yapmakla hal diliyle T.C.’nin asgari ücret miktarının bir zulüm olduğunu ifade etmiş olsa da lisanen böyle bir şeyi açıklayamayacaktır. Çünkü Diyanet sermayeden ve rejimden yanadır. Mağdur ve mazlum halkı gözetecek bir yiğit açıklama yapmak Diyanet kurumunun genlerine aykırıdır.
Kürsülerden elektrik çalmanın haram olduğunu, yetim hakkı olduğunu haykıranlar sermaye ve rejimi arkalarına almış olmaklığın verdiği rahatlıkla fırtına estirir. Ancak fitre miktarına göre bile asgari standardı yakalayamamış halka dünyanın en pahalı elektriğini satmanın fahiş fiyat olduğunu, maliyeti birbirinden kat kat fazla miktarla bu halka elektrik satılmasının yetimin hakkının daha eline düşmeden gasp edilmek olduğunu söylemezler. Tıpkı Bosna zulmünde verilen fetva gibi. Fetva şuydu; “Sırpların tecavüzünden hamile kalan kadınlar karınlarındaki bebekleri doğurabilirler kürtaja gerek yoktur!” maalesef trajikomik bir hal. Tecavüze engel olucu bir yiğitlik yerine sözde engin bir şefkat abideleri.
Biz bu kurumdan yiğitlik beklediğimiz için yazmıyoruz bunları. Sadece anlaşılması için yazdık. Çünkü bizim yiğitlerimiz bize yeter evelallah! Halkı adına, halkının emeği ve alın teri adına ömrünü vakfetmiş Peygamber(s.a.v)’in yiğit sahabesi Hz. Ebu Zerr Gıffari(r.a)’ın dediği gibi; “fakirlik bir kapıdan girdimi din öbür kapıdan çıkar”. Halkı fakirleştirerek sermayeye kul edenler ve bu fitneye çanak tutanlar bilsin ki dinin kapıdan çıkıp gitmesinden mesuldür. Bir kişinin hidayetine vesile olmak ne kadar faziletli ise bir kişinin dininden fakirlik yüzünden tavizler vermesine de vesile olmak en az o kadar alçakçadır. Ve bunun mesuliyetini acaba hangi terazi tartar?
Son olarak zekât, fitre, sadaka gibi ulvi değerleri olan iktisadi ağırlıklı ameliyeler fitnenin önünü alabilecek ilahi sebeplerden biridir. Fitreyi bilip fitneyi göremeyenler ve görmezden gelenler bu sorumsuzluğun fidyesini her geç ödeyeceklerdir.