Dostum bayramın mübarek olsun

Aralık 29, 2006 at 2:15 pm (şiir denemelerim)

Erdik yine kutlu güne
Dostlar aranacak özlemle
Sevgiler depreşecek hasretle
Dostum bayramın mübarek olsun

Sesleri hiç duyulmayan dostlar
Hasret ve özlem içinde aranırlar
Şimdi dualarla dolacak mezarlıklar
Dostum bayramın mübarek olsun

Gençliğimizin geçmiş yılları
Yad ederiz özlemle anıları
Ararız mazideki dostları
Dostum bayramın mübarek olsun

Küslük dargınlık kalmasın bugün
Duygulara vurun kilit,sözlerin olsun hüküm
Bütün aşina çehrelere haykırın bugün
Dostum bayramın mübarek olsun

Giden bir daha gelmiyor geri
Bayramlar helallik için tam yeri
Bırakma öbür tarafa yırt perdeleri
Dostum bayramın mübarek olsun.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Batalı kana ohun dîde-i giryân içre

Aralık 28, 2006 at 5:09 pm (Fuzuli)

Gazel

Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Bir elifdür sanasan kim yazılur cân içre

Yeridür sîne-i sûzânuma külhan deseler
Anca kim yandı ohun sîne-i sûzan içre

Cânı ten içre ne sahlardum eger bilse idüm
Ki degül gizlü gam-ı lâ’l-i lebün cân içre

Ala gör ohlarını dîdelerümden ey dil
Hayfdur olmaya nâ-geh ite müjgân içre

Çâk gönlüm yarasında yaraşur peykânun
Akd-i şebnem hoş olur gonca-i handân içre

Kaddüne serv demiş goncalarun ta’nından
Duramaz bâd-ı sabâ hîç gülistân içre

Ey Fuzûlî kime sûz-ı dilümi şerh edeyüm
Yoh menüm kimi yanan âteş-i hicrân içre

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

KAVRUK

Aralık 24, 2006 at 10:53 pm (Aydın Hatipoğlu)

Öyle uzak ki susuşun
Isıtmıyor saydam sokakların cumbalarından sarkan
Acılı sonbaharı

Hangi boşluğu dolduruyor çığlık çığlığa
Bir karabasan uçurumunda yüzünün duru giziyle çizilen hüzün

Bastırılmış korkuların alanları doldurduğu
Uzun sürmüş karanlıklarda çoğalan
Çocuksu gözlerdeki ışık

Yalnızlığın saçlarından derin kuyulara
Göz yaşları gibi dolan umutsuzluk
Ve kavruk bir gül çoğalıyor

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

ALAZ

Aralık 24, 2006 at 10:52 pm (Aydın Hatipoğlu)

Hüznün kızıl yaprakları düştü zamana
Aktı canlar yangınlardan o kızıllığa

Karardı coşkular söndü umutlar
Döndü ağır ağır umutsuzluğa

Sesler koparıp kanayan şarkılarımdan
Göçüp giden kuşlar gitti uzağa

Kurumuş dallara takılmış bir uçurtma
Düşürür çocuk sevdalarımı tuzağa

Sustu solgun bir gül gibi akşam
Savaşları soygunları bırakıp küstü çağa

Bilmem hangi eller hangi kadehler
Kalkar bir uzun sükût gibi yalnızlığa

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

KOZA

Aralık 24, 2006 at 10:49 pm (Aydın Hatipoğlu)

Orda duruyor orda
Uzatsam ellerimi
Sarınmış sarılara
Bal peteği saydamı

Orda bir erimlik yer
Billurdan bebek teni
Ben ne ceylanlar gördüm
Ürkek mahzun bakışlı

İşte orda duruyor
Dişi bir tay toynağı
Duru sulara vurmuş
Sabahın ışıltısı

Yüreğine değiyor
Şiirin tül kanadı
Buluta uçuyor kuş
Bulut dala konuyor

Dokunsam beyaz bir tüy
Okşasam düş oluyor
Sonra serin saçaklar
Kırılmış bahar dalı

Karanlığa çarpıyor
Çırpınan çılgınlığım
İşte burda burada
Uzatsan ellerini

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

KARİYE

Aralık 24, 2006 at 10:48 pm (Aydın Hatipoğlu)

Teninde doğum fırtınaları
Gölgesi durgun suda uyuyor ulu çınar
Uzak umutlar süzülüyor usundan
Prizmasından tarih geçiyor

Gün güle değiyor hüznünün gergefinde
Gamdan örülmüş bir tülün ardında elin
Süt ve gümüş sim ve ipek
Tutuşuyor özlemin penceresinde

Bin yıl ötelerden bakıyormuş gibisin
Altın demir ve kobalt pırıltısıyla
Derin lacivert bir göğe yükseliyor
Sunakları ellerinde binlerce esin

Bak bu sensin billur ışığı sesin
Bu senin giysilerin kıvrımlarıyla susan
Sanki biz kariyede bir mozaik bahçesiyiz
Buhurdan ve şamdan ve tütsü ve ayin olan

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

HANIMELİ

Aralık 24, 2006 at 10:46 pm (Aydın Hatipoğlu)

Gün mü uyanıyor
Gül mü
Yaprağında çiğ tanesi
Kokla/sam

Süt mü sızmış balam
Gül memelerden
Bir bebek gülüverse
Okşasam

Seher yeli geçer gibi
Gelin dalından
Dağıtsan saçlarını
Uzan/san

Bir çin porseleni kadar saydam
/Sırçadandır gümüş teni sırçadan/
Düşlerin ürperir mi
Dokunsam

Sanki mermer heykellerde yaşayan
Kadim yunan
Yakın dursa da
Uzak /san

Bir de pamuk toplarken gör tarlalarda
Türküsünü tutturmuş mu sana usuldan
/İnci takmış sedef gerdan üstüne/
Düşün/sen

Pembe bulutlar dağılır yüzünde
Ak laleler gibi durur elleri
Eğilip su içer gibi çeşmeden
Öpsem

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

İPİN UCU

Aralık 24, 2006 at 10:45 pm (Aydın Hatipoğlu)

Sabahlara yalnızlık gibi çıkıyor
Yorgun iklimlerin sürgün alacası

Pus sabaha bulanıyor sabah gerinen güle
Kurumuş düş yapışkanlığı da cabası

Neden öyle kırgın bakıyor resimlerde
Camda bir fesleğen hüznü perde arası

Pus güne bulanıyor gün kana kan acıya
Camda gama boyanmış bir karanfil sevdası

Kara kıl çadırlardan dünyaya açılan yaz
Balaca bir kuş içinmiş çınarın kocaması

Camda kıpkırmızı sardunyanın sevinci
Yüzüm umudun bayrağı yüreğim bozgun sonrası

Kalıcı Bağlantı 3 Yorumlar

GÜN

Aralık 24, 2006 at 10:44 pm (Aydın Hatipoğlu)

Perdeyi açıverince
Üryan bir sabah takılıyor dallara
Gümrah gözlerinde çiçekleniyor şafak
Mahmur saçları çözülüyor gecenin

Çığ düşmüş yapraklara yazılı
Rahvan yazgısı yoksulluğun
Kınında hüznü taşıyan bir çingene şarkısı
Uzuyor tekerlerin tıkırtısında

Sevince bulanıyor elin
Sokakta kuş seslerini siyaha boyayan çocuk
Kapıda gün
Hakkını helal et sevgilim

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

UZUN HAVA

Aralık 24, 2006 at 10:43 pm (Aydın Hatipoğlu)

Dağların şarkısını söylüyorum
Günlerden sabah
Ülkelerden yalnızlık
Elimde acemi bir karanfil
Sıcak özlemlere bastırıyorum
Ölümün ikindisine uçuşan güvercinler
Tutuşturuyor çobançiçeği sevdalarını

Saçların şarap kokuyor ellerim tütün
Avuç avuç alıç topluyor karanlık gözlerin
Sessiz suskun yorgun
Bu kimin duvarları bu kimin
Penceresiz ışıksız soluksuz
Bu bağrımıza çöken çeki taşı
Bu balçık karası bu korku bu bizi ezen

Ben bu dilin oğluyum bu köylü dilin
Toprağın üstüne oturmuşum
Hayat deli yağmurlarda taşkın sularda
Yıkımlarda yeşeriyor gibi
Sırtımı bir ağaca dayıyorum
Ağaç kıpır kıpır toprak coşkulu
Ben hüzünlü bir şarkı söylüyorum
Hüzünlü

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Next page »